Çene Eklem Ağrısı

Huzursuz Bacak Sendromu (HBS), bireyin özellikle akşam saatlerinde ya da uykuya geçiş sırasında bacaklarında rahatsız edici bir his duyduğu, bu hissin yalnızca hareket ettikçe azaldığı nörolojik bir hastalıktır. Hastalar bu hissi genellikle “karıncalanma, yanma, çekilme, tırmanma” gibi tanımlar. Bu durum, uykuyu bölen ve ciddi uyku bozukluklarına yol açabilen bir tabloya neden olur. Uyku kalitesindeki düşüş; gündüz yorgunluk, dikkat dağınıklığı, iş ve sosyal hayatta performans kaybı gibi pek çok sonucu beraberinde getirir.

HBS’nin nedeni çoğu zaman net olarak bilinmese de, primer (idiopatik) ve sekonder olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer form genetik geçişli olabilirken, sekonder HBS ise demir eksikliği, gebelik, böbrek yetmezliği, Parkinson hastalığı, diyabet gibi durumlarla ilişkilidir. Özellikle demir eksikliği, beyindeki dopamin dengesini bozarak bu tabloyu tetikleyebilir. Kadınlarda ve ileri yaşta daha sık görülür.

Ne Yapılmalıdır?

Tedavi, semptomun şiddetine ve altında yatan nedene göre şekillendirilir. Hafif vakalarda ilk basamak yaklaşımı konservatiftir: ılık kompres uygulamaları, yüzeyel kas masajı, TENS, ultrason, manuel terapi, çene eklemini çevreleyen kasların gevşetilmesine ve spazmın çözülmesine yardımcı olur.
Ayrıca ağız açıklığı artırıcı egzersizler (örneğin kontrollü çene açıklığı, lateral kaydırma, izometrik kas aktivasyonları) çene hareket açıklığını korur ve ağrısız fonksiyonu destekler.

Diş sıkma öyküsü olan hastalarda gece plağı (splint) kullanımı, çene eklemi üzerindeki baskıyı azaltarak kasların gevşemesine olanak tanır. Psikolojik stresin eşlik ettiği vakalarda bilişsel-davranışçı terapi, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri sürece entegre edilmelidir. Şiddetli ve tedaviye dirençli olgularda ise çene cerrahisi ya da eklem içi enjeksiyonlar gündeme gelebilir.

Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tedavi sürecinde çene eklemini zorlayan tüm alışkanlıklardan kaçınılmalıdır. Özellikle sert kabuklu gıdalar, sakız çiğneme, tırnak yeme, kalem ısırma gibi mikrotravmatik hareketler çene kaslarının sürekli yük altında kalmasına neden olur.
Çene, sadece yemek yerken kullanılmalı; gün içinde bilinçli bir şekilde gevşek ve dinlenir pozisyonda tutulmalıdır (dil damağa değmeli, dişler temas etmemelidir).

Yüzüstü uyuma pozisyonu, çeneye lateral baskı yaptığı için TMJ üzerine olumsuz etki eder; yan yatış veya sırtüstü yatış, uygun yük dağılımı açısından tercih edilmelidir. Ayrıca ekran karşısında uzun süre çalışan bireylerde baş-boyun hizalaması gözden geçirilmeli, ergonomik düzenlemeler yapılmalıdır. TMJ tedavisi, çoğu zaman multidisipliner yaklaşım gerektirir: fizyoterapist, diş hekimi, psikolog gibi alanlar bir arada çalışmalıdır.

Kaynak: Okeson JP. Management of Temporomandibular Disorders and Occlusion. 7th ed. Elsevier Health Sciences; 2012.